Uçuş Korkusu

15 Sep 2009 0 Comment

by yönetici in

(...)

Pis bir tren ompartmanı (İkinci Mevki). Sert sıralar suni deriyle kaplanmıştır. Yanda koridora açılan sürgü kapı. Pencereden görünen ağaçlar trenin zeytinlikler arasından geçtiğini belli eder. Bir sırada Sicilyalı iki köylü kadın, aralarında bir çocuk. Anne, anneanne ve torun odukları düşünülebilir. Kadınlar çocuğu beslemek için yarışa girmişlerdir. Karşı sırada, pencerenin yanında, giydiği daracık yas elbisesi vücudunun bütün kıvrımlarını ortaya koyan, kalın siyah peçeli bir genç dul oturmaktadır. Gözleri şiştir, çok terler. Onun yanındaki yer boştur. Kapının yanına, son derece şişman, bıyıklı bir kadın yerleşmiştir. Koca kalçası, aradaki boş yerin yarısını kaplar. Konuşmaların kişilerin ağzından balon gibi çıktığı bir resimli roman okumaktadır.

Beş kişi sarsıla sarsıla yolculuk ederler. Şişman kadınla genç dulun sesleri çıkmaz. Anneyle anneanne, çocukla, yemek konusunda konuşurlar. Tren, tekerlerini gıcırdatarak, adı (belki de) CORLEONE olan bir kasabaya girer, durur. Dağınık saçlı, şeytan bakışlı, uzun boylu bir asker kompartmana dalar. Küstahça bakınır, şişman kadınla genç dulun arasındaki boş yeri görür. Çapkınca izin isteyerek oturur. Kılığı pasaklı, gövdesi terli de olsa az rastlanan bir erkek güzelidir. Bütün kusuru ekşimsi kokması. Tren yeniden yola koyulur.

Artık sadece trenin hareketini, sallantıyla dulun kalçasına sürtünüp duran askerin bacağını görürüz. Asker gerçi şişman kadına da sürtünmekteyse de bunun farkında bile değildir. O yüzden de kadının kendini geriye çekme çabası boşunadır. Erkeğin gözü, dulun göğüslerinin arasında sallanan büyük altın haça takılmıştır. Haç iki göğsün arasındaki çukurlukta bir sağa, bir sola gidip gelir. Bir nemli göğüsten ötekine. Eşit güçteki iki mıknatıs arasında karar veremez gibidir. Asker manyetize olmuştur. Kadın pencereden dışarısını gözler., her zeytin ağacını, daha önce hiç ağaç görmemişçesine tek tek inceler. Erkek sol elini sıranın üstüne, kadınla arasındaki boşluğa indirip dulun yumuşak butlarını mıncıklamaya koyulur. Genç kadın hala pencereden dışarı bakmaktadır. Tanrıdır sanki; zeytin ağaçlarını yeni ayaratmış da adını ne koyacağını düşünmektedir.

Bu arada şişman kadın ayağa kalkar, resimli romanını yeşil naylon filesinin içine, kokulu peynirlerle kararmaya yüz tutmuş muzların arasına yerleştirir. Anneanne, salam artıklarını yağlı gazete parçalarına sarmaktadır. Anne, çocuğun hırkasını giydirir, sevgiyle tükürükleyip ıslattığı bir mendille küçüğün yüzünü gözünü siler. Tren gene gıcırdayarak durur. Bu kez sanırım PRIZZI kasabasına geldik. Üç kişilik aileyle şişman kadın kompartmandan çıkarlar. Tren kalkar. Altın haç genç dulun terli göğüsleri arasında sallanmakta, askerin parmakları kadının bacaklarının altına doğru kaymaktadır. Kadın hiç ses etmeden pencereden görünen zeytinlikleri gözler. Parmaklar artık iki bacağın arasına girmiş, çorapla jartiyer arasındaki etli bölgede dolaşmaktadır. Az sonra daha da yukarı, nemli kasıklara kadar uzanır.

Tren bir galeriye, yani tünele girince beklenen sonuç gerçekleşir.

Askerin havada sallanan postalı, tünelin duvarı, trenin mini ninni yerine geçen sarsıntısı, yükselen düdük sesi. Ve gene aydınlık.

Genç kadın tek kelime söylemeden, adı belki de BIVONA olan bir istasyonda iner, demiryolunun karşısına geçer. Siyah çoraplı, daracık siyah pabuçlu ayakları rayların üstünden dikkatle atlar. Asker kadının arkasından bakmaktadır. Birdne yerindne fırlar, kadının peşine düşmek için trenden iner. Ne var ki tam o anda karşıdan gelen yük treni görüş alanını kapamış, yolunu kesmiştir. Yirmi beş vagon geçip gittiğinde kadın ilelebet yok olmuştur.

"Anında Aşk" senaryolarından bir örnek. Bir düş gibi olup bitmiştir her şey. Pişmanlık yoktur, suçluluk duygusu yoktur. Ne ölen kocadan söz edilmiştir, ne de köyde bekleyen yavukludan. Hiçbir şeyden söz edilmemiş, hiçbir mazeret gösterilmemiştir. tertemiz bir şeydir "Anında Aşk". Gizli emeller gözetilmez, baskı söz konusu değildir. Kimsenin bir şey "aldığı", ya da "verdiği" düşünülemez. Evdeki bir kadını aşağılamak veya kocayı boynuzlamak gibi bir amaç gütmez. Kimse kazanç peşinde değildir. "Anında Aşk" çok güç bulunur.

Evet, benim yaşamım bu düşlerle nakışlanmıştır işte.