İhtiras Oyunu - IV

9 Oct 2009 0 Comment

by yönetici in

Havuzun kenarında, buharlar arasından çıkan bir adam, sürünerek bir kadına yaklaştı ve vücudunu kadının arkasına yapıştırıverdi. Kadını ileri geri sarsarken önden bir başka adam yaklaştı ve kadına sarıldı.
Bu manzaradan etkilenen bir başka kadın, havuzdan çıkarak üçlü gruba katıldı. Sonra havuzda yüzmekte olan iki kişi daha gelerek tabloyu zenginleştirdi. Havuzdaki diğer kişiler, bu faal grubun hareketlerini ilgiyle izlediler.
Elinde havlu tutan, çıplak genç bir adam, bakışlarını Vanessa’ya dikti; gözleri gözlük camlarının ardında kocaman görünüyordu. Yanında, arkadaşları olduğu anlaşılan iki çıplak kadın duruyordu. Bakır rengi vücutları, havuzdan yükselen buharlardan parlıyordu. İnce ve yüksek ökçeli ayakkabılarının üzerinde dengelerini zor koruyorlardı. Adam birden bire Fabian’a döndü ve neşeli bir havayla, yarım kalmış bir konuşmayı sürdürürcesine, “Kasık kıskacıdır bunlar”, dedi ve iki kadını işaret etti: “Güney sınırından kaçak olarak girenlerden. İngilizce konuşmak dışında her şeyi iyi yaparlar.”
Kendilerinden söz edildiğini hisseden kadınlar gülümsediler. “Birini de değiş tokuş edebiliriz, ikisini de”, diye devam etti adam.
“Olmaz”, dedi Fabian.
Adam pes etmedi. “Peki, senoritaların onunla birlikte olmasını ne dersin”, dedi. Vanessa’yı işaret etmişti ama yalnızca Fabian’la konuşuyordu. “Ya da, daha iyisi, ikimizin onunla birlikte olmasına ne dersin?”
Vanessa, parmağıyla kendisini işaret ederek, “Neden ona sormuyorsun ?” dedi. “O, İngilizce bilir.”
Adam taktiğini değiştirdi, ama yine yalnızca Fabian’la konuşuyordu.
“Erkeklerle deneyimin var mı?” diye ısrar etti.
“Evet”, dedi Fabian, “ordudayken oldu.”
Cesareti kırılan adam çekip gitti; iki arkadaşı da onu izledi.
İkisi de altmışını geçmiş yaşlı bir çift, leylek bacaklarının üzerindeki vücutlarını löp löp sallayarak havuzdan çıkıp uzaklaştılar; imza atar gibi, peşlerinden ayak izlerini bıraktılar.
Fabian ve Vanessa, küçük şezlongların ve sedirlerin oluşturduğu labirentin içinde ilerlediler ve duvarları pleksiglastan büyük bir odanın yanına geldiler. İçeride, kimi uzanmış, şiltelerin ve yastıkların üzerinde sarmaş dolaş olmuş, kadınlı erkekli bir sürü insan vardı. Tüm yasaklar ve kurallar ortadan kalkmıştı; erkekler ve kadınlar, kimi ikişer ikişer, kimi de üçer, beşer, hatta kalabalık gruplar halinde çiftleşiyorlardı. Eller, ayaklar, kollar, bacaklar, göğüsler ve cinsel organlar birbirine karışmıştı.
Güruhun içinden bir çift ayrıldı. Adam elli yaşını epey geçmişti. Kırlaşmış saçları darmadağınıktı; göğsündeki ıslak kılların üzerinde bir madalyon duruyordu. Kadın ise gençti; vücudu biçimliydi. Adam, kadını odanın çıkışına götürdü. Yerlerde yuvarlanan vücutlar arasında ilerlediler. Striptizcilerin kendinden emin ve çalımlı tavrıyla yürüyordu kadın. Odadan çıkınca, iki kişilik yataklardan birine atladılar. Vücudundan gurur duyan kadın, bacaklarını açıverdi. Fabian tam dönüp gidecekti ki, küçük bir şey dikkatini çekti: Cinsel organının biçimli iç dudaklarından, bu kadının bir zamanlar erkek olduğunu anladı.
Fabian ve onun peşinden sessizce gelen Vanessa, birtakım odacıkların bulunduğu bir yere vardılar. Bazılarının kapısı kapalı, bazılarınınki aralıktı. İnce duvarların ardından fısıltılar, ağız şapırtıları, birbirine çarpan et sesleri, yere yıkılan bir vücudun gürültüsü, bir kadının iniltisi, bir erkeğin hırıltısı ve bölük pörçük sözcükler geliyordu. Vanessa ani bir hareketle döndü; kulübün bir başka bölümüne geçilen bir kapıya çarpacaktı neredeyse. Güvensiz bir hareketle kapıyı itip açtı, Fabian’ın elinden tutarak içeri girdi.