Anılar - II
1 Sep 2009 0 Comment
in
Bu sefer sessizlik biraz daha uzun sürdü; fakat bu yarım yamalak zevk beni kahrediyordu.
- Neden şikayet ediyorsun, diyordu. Bak, kendimizi tuttukça aşkımız daha da ölümsüzleşiyor. On beş dakika önce seni seviyordum, şimdi ise çok daha fazla seviyorum. Arzularımı tümüyle tatmin etseydim seni daha az seviyor olacaktım.
- Yanılıyorsun sevgili dostum. Arzu etmek demek, acı çekmek demektir. Umudumuz arzularımızın gücünü azaltmasaydı bu arzular bizi öldürürdü. Cehennem acısı dedikleri şey, boşa çıkan , dindirilmemiş arzulardır inan bana.
- Ama arzunun olduğu yerde mutlaka umut da vardır.
- Hayır. Cehennemde umut yoktur.
- O halde arzu da yoktur, çünkü insan deli değilse, hiçbir umudu olmadan arzu duymaya devam etmesi mümkün değildir.
- Öyleyse cevap ver, sen benim her şeyim olmak istiyorsan ve bunu umut ediyorsan, kendi umuduna nasıl köstek olursun? Sevgili dostum, bu çelişkili düşüncelerin seni körleştirmesine izin verme. Birbirimizi tam anlamıyla mutlu edelim. Emin ol, ne kadar zevkin doruğuna çıkar, arzularımızı tatmin edersek, arzularım da o kadar artacaktır.
- Yaşadıklarım beni tam tersine inanmaya mecbur ediyor. İşte hayattasın. O ölümcül mezara girmiş olsaydın, tecrübelerimden biliyorum, şimdi hiçbir hayat belirtisi göstermeyecektin ya da göstereceksen, çok uzun bir aradan sonra göstereceksin.
- Ah sevgili dostum! Yeter, yeter yalvarırım artık tecrübelerini unut. Sen aşkı hiç tatmamışsın. Senin aşkın mezarı diye adlandırdığın şey, aşkın zevk yuvasıdır. Aşk ancak oraya sığınmakla ölümsüzlüğe kavuşur. Orası aşkın gerçek cennetidir. Bırak gireyim, meleğim, söz veriyorum, orada öleceğim, ama o zaman sen de, aşkın ölümüyle kızlık zarının ölümü arasında büyük fark olduğunu göreceksin. Kızlık zarının ölümü kurtulmak istediğin bir şeyin ölümüdür. Oysa aşk zevk için son nefesini verir. Güzel dostum, gözünü aç, emin ol, birbirimize tam anlamıyla zevk verdiğimiz zaman birbirimizi daha çok seveceğiz.
- Çok güzel. Ben de söylediklerine inanmayı isterim, ama bunu sonraya bırakalım. O arada küçük oyunlarla, zevk almaya devam edelim. Bütün duyularımızı hayattan dolu dizgin haz almaya yöneltelim. Beni okşama, kendimden geçir. Ben de sana her istediğimi yapayım. Eğer bu gece yetmezse, aşkımızın bize yeni bir gece daha bahş edeceğini bilerek yarına sukutla katlanırız.
- Ya birbirimize olan sevgimiz anlaşılırsa?
- Zaten kimseden saklamıyoruz ki! Herkes birbirimizi sevdiğimizi söylüyor. Birbirimizi mutlu etmediğimizi düşünenler varsa, bırak düşünsünler. Zaten onlar tersini düşünse korkmamız gerekirdi. Bizi suç işlerken yakalamamalarına dikkat edelim, yeter. Zaten hem Tanrı hem tabiat bizi korumak mecburiyetindedir. İki insan birbirini bizim birbirimizi sevdiğimiz gibi severse, suçlu sayılmaz. Kendimi bildim bileli aşk başımı döndürmüştür. Ne zaman bir erkek görsem, benliğimin öbür yarısını görmüş gibi olurdum. Birbirimiz için yaratıldığımızı düşünür, evlilik bağının bizi birleştirmesi için sabırsızlanırdım. Aşkın birleşmeden sonra doğduğunu sanırdım. Kocam beni kadınlığa geçirirken, acıdan başka bir şey duymayınca, acının yanında hiçbir zevkin olmadığını görünce şaşırdım. Manastırda kurduğum hayallerim çok daha zengin olduğunu anladım. Böylece kocamla çok iyi iki dost haline geldik. Aramız buz gibi soğuk. Nadiren birlikte yatıyor, birbirimize karşı en ufak bir merak duymuyoruz. Buna rağmen, oldukça iyi anlaşıyoruz. Ne zaman beni istese, mutlaka emrine amadeyimdir; ama ona sunduğum yemeği, aşkın sosuyla tatlandırmadığı için pek tatsız tutsuz bulur. Bu yüzden de ihtiyaç hissetmedikçe istemez. Senin beni sevdiğini fark edince, çok sevindim. Bana daha da aşık olman için her türlü fırsatı yarattım. Kendi adıma seni asla sevmeyeceğimden emindim. Ama yanıldığımı gördüm. Ben de aşık oluyordum. O zaman sana kötü davranmaya başladım, beni böyle hassaslaştırdığın için adeta seni cezalandırmak istiyordum. Sabrın ve sebatın bir yandan beni şaşırtıyor, bir yandan da bana haksızlığımı hissettiriyordu. İlk öpücükten sonra ise artık kendime hakim olamayacağımı anladım. Bir öpücüğün bu kadar önemli olduğunu bilmezdim. Ancak seni mutlu edersem kendimin de mutlu olacağımı anladım. Böyle olması hem hoşuma gidiyor, hem de gururumu okşuyordu. Ve asıl gece gördüm ki, sen ne kadar mutlu olursan ben de o kadar mutlu oluyorum.
- Sevgili dostum, bu söylediklerin en güzel aşk sözleri. Ama buraya girmeme izin vermediğin sürece, beni asla tam anlamıyla mutlu edemeyeceksin.
- Orası olmaz, ama gerisi, bütün köşkler, konaklar senin olsun. Yüzlercesi var bende!
Gecenin geri kalan kısmını, tahrik olmuş arzularımızın bizi sürüklediği hiddet nöbetleri içinde geçirdik. Kendi adıma onun bütün kışkırtmalarına boyun eğiyordum. Sonunda kendini saklamaktan vazgeçerek beni ödüllendireceğini umuyordum.
Sabahın ilk ışıklarıyla, Gouino'ya gitmek üzere yanından ayrıldım. Kendisini fethederek ayrılmam karşısında sevinçten gözyaşlarını tutamadı. Bunun olabileceğine inanmıyordu.
Bu zevk dolu geceden sonra, içimizi yakan ateşin en ufak bir kıvılcımı bile söndürme fırsatını bulamadan on, oniki gün geçti ve beni bir an önce davranmak zorunda bırakan o meşum olay yaşandı.
- 1056 kere okundu